Değirmen Öyküsünün Analizi

Değirmen Öyküsünün Analizi – Sabahattin Ali Değirmen Öyküsü İncelenmesi – Değirmen Öyküsünün Kısa Özeti

Değirmen Kitabı Arka Kapak Bilgisi

“İşte adaşım, sana seven bir Çingene’nin hikayesi. Çiçeklerin açtığı bir mevsimde, senin kollarına yaslanan ve çiçekler kadar güzel kokan bir vücutla uzak su kenarlarında oturtmak ve öpüşmek, yoruluncaya kadar öpüşmek hoş şeydir… (…) Fakat sevgili bir vücutta bulunmayan bir şeyi kendisinde taşımaya tahammül etmeyerek onu koparıp atabilmek, işte adaşım, yalnız bu sevmektir.”

Değirmen Kitabı Analizi

Sabahattin Ali’nin muhteşem öykü kitaplarından biri olan Değirmen, okuyucuya yazarın kendine özgü özgür sesiyle dile getirdiği birbirinden güzel öyküler sunuyor.Öyküde en çok dikkatimi çeken şey sesler oldu. Yazar atmosferi yaratırken seslerden çok yararlanıyor. Öyküdeki karşıtlıklarda da sesler önemli rol alıyorlar.

Değirmenin sıçrayarak dönen kayışları, gıcırdayan çarkları, rüzgâr gibi uğuldayan sular… Adeta bir cehennem tasviri bu. Gürültüden, uğultudan insanın bırakın konuşmayı, düşünmeye bile mecalinin kalmayacağı bir cehennem.

Betimlemeler, ayrıntıların veriliş biçimi, “Çingene”lerin yüzyıllardır karşılaştığı (ve öyküden anlaşıldığı kadarıyla kendilerinin de kanıksamış olduğu) arımcılığın insancıl bir gözle anlatılışı öyküye çok şey katıyor. Melodrama göz kırpsa da etkileyici bir aşk hikâyesi “Değirmen”.

Kitaba ismini veren Değirmen adlı öyküde ise bir çingenenin aşkını, aşkı için yapabileceklerini anlatıyor.

Çingeneler, yaz gelince kafile halinde köy köy dolaşır, konaklayabilecekleri, çadırlarını kurabilecekleri bir yer ararlar. İşte, Atmaca’nın kafilesi de böyle bir yer ararken uzaklarda bir değirmen görürler. Etrafındaki köylülere bakılırsa işlek bir değirmendir. Değirmene yaklaşır ve çengilerini çalmaya başlarlar. Bunu duyan köylüler kapıya toplanmaya başlar. En son da değirmenci görünür. Çingenelere biraz erzak verip ve güler yüz göstererek onları kabul ettiklerini gösterirler. Çingeneler de derhal çadırlarını kurmaya başlarlar.

Çingeneler, etrafta oldukça ilgi görmektedirler. Ağaç yapraklarından yaptıkları sepetleri kolayca satmakta, çengiciler de ta karşı köylerden düğünlere çağrılmaktadır. Bu çingeneler arasında Atmaca adında bir de civan gibi bir delikanlı vardır ki, sormayın gitsin. Yakışıklı yüzü ve heybetli vücuduyla tüm kızların ilgisini çekmesine rağmen, ne çingene kızları, ne de gezip dolaştıkları yerlerdeki kızlar Atmaca’nın ilgisini çekememektedir. Lakin Atmaca, bir sevdiği olduğundan mıdır, yoksa bir türlü kimseyi sevemediğinden midir bilinmez, klarnetini öyle bir üfler ki, dinleyenler titremelerine ve gözyaşlarına engel olamamaktadır. Her akşam Değirmen’in önünde bir ağaca yaslanıp klarnetini öttüren Atmaca, çingenelerle beraber değirmenci ile kızını da mest etmektedir. O çalarken değirmenci ile sakat kızı bir sedirde oturup, sessizce onu dinlerler.

Değirmencinin kızı, yıllar önce sağ kolunu değirmenin çarklarından birine kaptırmıştır. Bu nedenle çocukluğu dahil senelerce yaşıtlarının gülüp eğlenmelerini uzaktan hasretle izlemiştir. Ve şimdi ise, yavaş yavaş Atmaca ile birbirlerine aşık olmaktadırlar.

Atmaca, bir gün değirmencinin kızı ile konuşmaya karar verir, seni seviyorum der. Fakat aldığı yanıt: ” Benim bir kolum yok, hep acaba benim yerime başka biriyle evlensen daha mı mutlu olurdun diye düşüneceğim. Evet, ben de seni seviyorum fakat kollarını açıp bana doladığında hissedeceğim şeyleri hayal edebiliyor musun?” olur. Atmaca yıkılmıştır. Kötüsü, kız haklıdır da. Günden güne sararır, solar. Çengilere katılmaz, klarnetini eline almaz olur.

En sonunda bir akşam, Atmaca klarnet çalacağını söyler ve herkesin çağrılmasını ister. Havanın kötü olduğu, yağmur yağacağı yanıtını alınca ise değirmenin içinde çalacağını söyler.

Kısa bir sürede herkes toplanır, Atmaca da klarnetine üflemeye başlar. Fakat bu kez farklıdır, değirmenin içindeki yoğun gürültüye rağmen klarnetten başka hiçbir şey duyulmamakta, dinleyenlerde ağlayacak hal bırakmamaktadır. Atmaca giderek artan bir hırsla, değirmencinin kızının gözlerinin içine baka baka çalmaya devam eder. Sonunda, klarnetini bir köşeye fırlatarak darmadağın eder ve diğer tarafta hızla dönerek çalışmaya devam eden değirmen çarklarına doğru koşmaya başlar. Çingeneler ne olacağını anlamıştır fakat, onlar bağırıp yetişmeye çalışana kadar olanlar olmuştur işte. Atmaca’nın sağ kolunun yerindeki koca boşluktan oluk oluk kan akmaktadır.

İşte adaşım, bizler sevdiğimiz adama ya da kadına ne verebiliriz ki? Bir aşık çingene, sevdiği kadına kolunu verebiliyor, biz rastladığımız her karşı cinse kalbimizi vermişiz çok mu?

Yazı Bilgileri Yayınlanma Tarihi: 21 Kasım 2015
Yazan:
Kategori: Genel

Anahtarlar:
    , değirmen sabahattin ali, sabahattin ali değirmen vikipedi, sabahattin ali rüzgar analizi

Yorum Yapın

Your email address will not be published. Required fields are marked

Web Stats